Fatih Sultan Mehmet EA Hastanesi Sigara Bırakma Polikliniği

Bağımlılık, zararlı sonuçlarına rağmen kişinin yineleyici şekilde bir maddeyi kullanımı veya davranışı veya kişiyle arasındaki ilişkiyi sürdürmesi şeklinde karşımıza çıkan ve tedavisi zor ama mümkün olan bir beyin hastalığıdır.

Tanımdan da anlaşılacağı gibi bağımlılıklar sigara, alkol, uyuşturucu-uyarıcı bir madde kullanımı şeklinde olabileceği gibi, bir kişiye karşı: eş bağımlılığı, aşk bağımlılığı ya da alışveriş bağımlılığı, kumar bağımlılığı, internet bağımlılığı gibi bir davranış şeklinde de olabilir. İsimleri değişmekle beraber tüm bu bağımlılıkların birbirine benzeyen bazı yönleri, ortak özellikleri vardır. Bunlar arasında, ”gün geçtikçe sıklık ve miktarın artması”, ”tolerans gelişmesi (aynı miktarla eski hazzın, keyfin alınamaması, duyarsızlaşma)”, ”bırakıldığında, ara verildiğinde yoksunluk/çekilme belirtilerinin yaşanması”, ”bir süre sonra dönüş yaşanması”, ”pişmanlık, suçluluk hissedilmesi” sayılabilir.

Yeşilay Dergisi Ekim/2019 sayısı, Sigarayı Bırakma Psikolojisi Röportajı

İnsan sigarayı bırakmaya nasıl ve niçin karar verir?

Baktığımızda Sigara Bağımlılığı, birçok diğer bağımlılıkla benzer şekilde kişinin kar-zarar dengesi muhakemesinin henüz yeterince olgunlaşmadığı ortaokul-lise dönemlerindeki ilk denemeleriyle ortaya çıkıyor. Ve sigaranın %75 gibi güçlü bağımlılık yapıcı etkisi göz önünde bulundurulduğunda insanlığın başına gelmiş belki en büyük salgın olan sigara bağımlılığının neden bu denli yaygın olduğunu anlayabiliriz. Sigara kullanan kişiler için bir süre sonra sağlıkla ilgili kayıplar, ekonomik kayıplar, kozmetik sorunlar, çevrelerine verdikleri zarar gözle görülür hale geldikçe neden sigara içtiklerini sorguladıklarını ve bırakma isteklerinin oluştuğunu görüyoruz. Aslında belki de sigarayı bırakmak istemelerinde önemli bir farkındalık aşaması sigara içmek için anlamlı bir neden olmadığının farkına varmaları denilebilir.

Sigarayı bırakan birinin psikolojisi nasıldır?

Sigara Bağımlılığının hem nikotinden kaynaklanan fiziksel, biyokimyasal bir bağımlılık kısmı hem de uzun bir süredir belli başlı davranış kalıplarıyla tekrarlanan bir davranış olması nedeniyle psikolojik bağımlılık kısmı var. Kişi sigarayı herhangi bir tıbbî destek veya danışmanlık, terapi desteği almadan bırakmayı denediğinde mutsuzluk, aklın sürekli sigaraya takılı kalması, huzursuzluk, sinirlilik, aşırı derecede sigara içmeyi arzulama, gece uykudan uyanma ya da hayatında bir boşluk varmış hissi gibi şikayetler ortaya çıkabilir. Tedavilerimizle bu şikayetlerin ortaya çıkmasını önleyebiliyoruz.

Bu konuda ilk adım ne olmalı?

İlk adım kişinin sigarayı bırakmaya kararlı olması. Sigarayı içerken haz aldığını, keyif aldığını ifade eden birçok hastamız oluyor. Eğer sigarayı bırakma isteği güçlü olur ve bırakma isteğini oluşturan motivasyon kaynakları güzel belirlenirse bu anlık haz, sigarayı bırakma yolunda önünde bir engel olamaz. Kişinin burada üzerinde düşünmesi gereken soru ‘’İleride nasıl bir hayat yaşamak istiyorum?’’ olmalı. Yani ‘’buna para harcamak istemiyorum’’, ‘’aile fertlerimi sigara dumanına maruz bırakmak istemiyorum’’, ‘’ileride sigara kullanımı nedeniyle hastalanmak istemiyorum’’, ‘’buna zaman harcamak istemiyorum’’, ‘’rahat nefes alıp vermek istiyorum’’ gibi nedenlerine yoğunlaşırsa sigaradan kurtulma yolundaki ilk adımını güzel atmış olur.

Sigarayı bırakma motivasyonları neler?

Aslında bu sorunun cevabını kısmen verdik. Sigarayı bırakma motivasyonu sağlayan birçok neden olabilir. Klinik başvurularına baktığımızda ‘’ileride hastalanma korkusu’’ açık arayla en önemli motivasyon kaynağı. Ayrıca sigara içenlerin ailelerini, çocuklarını, çevrelerini oldukça önemsediklerini; onları sigara dumanına pasif maruz bırakmama isteklerinin güçlü bir motivasyon kaynağı olduğunu söyleyebiliriz. Yine altı ay önceki klinik başvuruları ile son birkaç aydaki klinik başvurularını karşılaştırdığımızda az önce saydığımız nedenler önemini korumakla birlikte ekonomik nedenlerin de sigarayı bırakma konusunda önemli bir neden olarak yer aldığını ifade edebiliriz. Halk sağlığı politikası olarak sigaradan alınan vergi oranının arttırılmasının gençler başta olmak üzere buna para harcamak istemeyen birçok kişiyi sigarayı bırakmaya psikolojik olarak teşvik etmesi açısından olumlu olduğunu söyleyebiliriz. Burada önemli husus: kişileri yalnız bırakmamak, bu sigaradan kurtulma taleplerine yanıt vermek ve olumlu bir tedaviyle sonuçlandırmak.

İrade yeterli mi?

İradenin önemli bir özellik olduğunu söyleyebiliriz. Yapılan bazı araştırmalarda daha güçlü iradeli çocukların ileride akademik başarılarının daha yüksek olduğu, depresyonla daha az karşılaştıkları, daha iyi sosyal ilişkilere sahip oldukları, daha mutlu olduklarını bildiren sonuçlar var. O nedenle irademizi güçlendirmemiz önemli gözüküyor. İrademizi tüketen bir iş yaptığımızda bu irademizin gerekli olduğu başka bir işimizi olumsuz etkileyebilir. Tıpkı bir kas gibi yeterince gevşeme olmalı, dinlenmeli ve geliştirilmeli. Bununla birlikte sigara bağımlılığının tedavi gerektiren tıbbî bir durum olduğunu, terapiyle desteklendiğinde psikososyal danışmanlıkla daha başarılı bırakma sonuçları olduğunu görmemiz iradenin yanında bunların da ne kadar kıymetli olduğunu gösteriyor. Yapılan bilimsel çalışmalarda sigara kullananların %70’i sigarayı bırakmak isterken yalnızca kendi iradesiyle sigarayı bırakma oranlarının yüzde 3’lerle sınırlı olduğunu görüyoruz. Başarı oranı az önce saydığımız desteklerle onlarca katına çıkıyor.

Sosyal çevre sigarayı bırakmak isteyen kişiyi nasıl etkiler?

Aslında bu oldukça kritik bir nokta: Sigarayı bırakan olumlu örneklerin yeni kişilerin de sigaradan kurtulmasına oldukça güçlü bir olumlu etkisi olduğunu kesinlikle söyleyebiliriz. Bu kişiler kendileri sigarayı bırakınca kesinlikle çevrelerindeki birilerine de el atıyor, teşvik ediyorlar, bu sosyal çevrenin olumlu etkisi. Bununla beraber tedavinin ilk döneminde kişinin davranış değişikliğini başarabilmesi noktasında sigara içen bir sosyal çevresinin olması işini kimi zaman güçleştiriyor. O nedenle tedavinin ilk birkaç haftasında sigara içilen sosyal çevresinden özellikle uzak durmasını öneriyoruz.

Bu kişilere; yakın çevresi nasıl destek olabilir?

Özellikle bırakmaya birlikte karar veren aile bireyleri ve arkadaşlar birbirini teşvik ederek ve tedavi döneminde birbirini motive ederek güzel bir yol arkadaşlığı yapabiliyorlar, randevularını hatırlatıyorlar. Sigara kullanmayan aile fertlerinin sigarayı bırakmaya çalışan kişilere olumlu bildirimleri ve sigarayı bırakma ilk döneminde biraz daha anlayışlı ve sabırlı olmaları da kişilere büyük bir destek. Sigarayı bırakmayı çalışan kişilere bunu yakın çevrelerine ifade etmesini özellikle istiyoruz.

Her içen sigarayı bırakabilir mi?

Elbette bırakabilir. Yeter ki kararlı ve istekli olsun.

Nikotinin vücudu terk etmesi sürecinde nelere dikkat edilmeli? Bu süreçte aşırı sigara isteğine isteğiyle nasıl mücadele edilebilir?

Yapılan araştırmalarda uzun süre sigara kullanan kişilerin beyinlerindeki nikotin reseptörlerinin 2 ila 4 kat daha fazla olduğu görülmüş. Sigarasız geçen 3 hafta ila 2 ay arasında bu reseptörlerin yıkıma uğradığını ve düştüğünü biliyoruz. Bu dönemde ilaç tedavisi kullanmak, ortaya çıkacak nikotin yoksunluk sendromu adını verdiğimiz baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, uyku sorunları gibi şikayetleri engelleyebilir.

Sigarayı bırakan biri sigara içenlerle bir aradayken yoksunluk hissine karşı neler yapabilir?

Genelde tedavi altındaki hastalarımız sigara içilen bir ortama denk geldiğinde ilacın etkisiyle yoksunluk yaşamıyor fakat sosyal ortamda sigara içmek eski alışkanlıklarından biri ise bu onu oldukça zorlayabilir. Bununla beraber bu ortamlarda içmeyen, dayanabilen danışanlarımıza bunun iyi, güçlü hissettirdiğini de çoğu defa kendilerinden dinleyebiliyoruz. Yani bu husus kişiye göre oldukça değişkenlik gösterebiliyor, kendilerini iyi gözlemleyip hareket etmeleri gerekli.

Günlük rutinlerini değiştirmeli mi yoksa sürdürmeli mi?

İşte burası çok önemli bir nokta: Bağımlılık tedavilerinin en önemli, nihai hedefi kalıplaşmış davranışları değiştirmek, yeniden yapılandırmak. Sigara bağımlılığı özelinde de bu geçerli. Yemeklerden sonra, çayla, kahveyle, araba kullanırken, telefonla konuşurken, sosyal ortamlarda, dizi izlerken, bir gerginlik anında ya da molalarda içilen sigaralar bir süre sonra rutin hale geliyor ve tedavi aşamasında tamamen bırakana kadar bu davranışlarla birlikte sigara içme alışkanlığının kırılması gerekiyor bunlara sigaranın taşındığı yeri değiştirmek, sıklıkla kullanılan eli değiştirmek, sıklıkla içilen yerleri, köşeleri değiştirmek de dâhil.

Bu davranışların yerine içme isteklerini ötelemek, atlatmak için yeni davranış modelleri geliştirilebilir: yemekten hemen sonra diş fırçalama, spor-egzersiz yapma, su içme alışkanlığı gibi ya da ılık bir duş alma, nefes egzersizleri gibi…

Sigarayı bıraktıktan sonra anlık içme istekleri ne sıklıkla ve kadar süre olur?

Bağımlılık tedavilerinde kür-şifa yerine temiz kalma gibi kavram kullanıyoruz. Yani kişinin bir daha geri dönüş olmaması için farkındalığı ve temkininin hep olması gerekiyor. Anlık içme istekleri, aşerme(craving) zamanla vurma sıklığı azalmakla birlikte ömür boyu olabilir. Bunları özellikle bir okyanus dalgasına benzetebiliriz: geldiğinde güçlü vuran ama çok kısa süren o an için bir yere tutunulması yani zihnin başka bir yere yönlendirilmesi gereken içme istekleri. Önemli olan bu içme isteklerinin gelip gelmemesinden ziyade bunlarla başa çıkabilmek. İsteklerin gelmesini önleyemeyiz ama sigara içmemek başarılabilir. Sigaraya yeniden dönmemek için, elektronik sigara, puro, nargileden de uzak durulması gerekiyor, bu hataya düşüp sigaraya geri dönen ya da içme istekleri çok şiddetlenip kliniğe yeniden başvuran hastalarımız var, bağımlılıklarda ‘ya hep ya hiç yasası’ işliyor aslında; biz tamamen hiçi seçmeliyiz başa dönmemek için.

Tütünsüz bir Türkiye için, nesillerimizi ve toplumumuzu her türlü bağımlılıktan koruyabilmek için Yeşilay’ımızın başarıları daim, ömrü uzun olsun.

Yazar: drtalhaucar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir